DiğerDiğer·Mekke

Iztıba

Iztıbâ (الاضطباع), tavaf esnasında rida'nın (üst örtünün) sağ kolun altından geçirilerek sol omuza atılmasını ve sağ omuzun açık bırakılmasını ifade eden ve erkekler için müstehap sayılan hac ve umre ibadeti uygulamasıdır. Bu uygulama, Hz. Peygamber'in Kureyş'e güçlü olduklarını göstermek amacıyla emrettiği söylenen sünnete dayanmaktadır.

Diğer

Iztıba

Konum

Mekke, Suudi Arabistan

Harita

Tarihçe

Iztıbâ terimi Arapça'da 'birisinin koltuğuna yerleşmek' anlamındaki kökten türemiş olup örtünün sağ kolun altından geçirilip sol omuzda tutulması fiilini tanımlamaktadır. Bu uygulama sayesinde sağ omuz açıkta kalır, sol omuz ise örtülü olarak korunur. Iztıbânın hukuki dayanağı ve tarihi arka planı şudur: İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber, Mekkelilerin "müminler Medine'nin hummasından (sıtmasından) zayıf düştü" dediklerini duyunca, sahâbîlere iztıbâ yaparak ilk üç turda remel yapmalarını emretti; böylece güçlü ve dinç göründüklerini Kureyş'e ispatlamak istedi. Sahâbîler omuzlarını açarak hızlı adımlarla yürüdü; müşrikler ise Ebû Kubeys ve Kuaykıân dağlarının yamacından onları izledi. Fıkıh âlimleri Iztıbânın remelle birlikte uygulandığını kabul etmiş; yalnızca tavafın tamamında mı yoksa yalnızca ilk üç turda mı yapılacağı meselesinde farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Şâfiî ve Hanbelîlere göre iztıbâ tüm tavaf boyunca sürer; Hanefîlere göre ise yalnızca remelin yapıldığı ilk üç turda uygulanır, sonraki dört turda örtü düzeltilir. Iztıbâ, tavaf dışında —namaz kılarken, hutbe dinlerken ya da diğer ibadetlerde— uygulanmaz. Tavaf tamamlandıktan sonra kişi normal giyimine döner. [Kaynak: Hamdi Döndüren, "Iztıbâ", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/iztiba; Ebû Dâvûd, Sünen, "Menâsik", 50.; Nesâî, Sünen, "Menâsik", 220.]

Önem ve Rivayetler

İbn Abbas'tan: Hz. Peygamber ve sahâbîleri Mekke'ye geldiklerinde müşrikler "Medineli zayıflar geliyor!" dediler. Hz. Peygamber onlara iztıbâ yaparak hızlıca yürümelerini emretti; müşrikler onları izleyerek hayretle baktı. (Ebû Dâvûd, "Menâsik", 50; Müslim, "Hac", 219)