Sahabe KabirleriSahabe Kabri·Mekke

Hz.Ebu Zer'in kabri ve Rebeze

Rebeze, Medine-Mekke yolu üzerinde, Medine'ye yaklaşık 3 günlük mesafede bir köydür. Hz. Ebû Zer el-Gıfârî (ö. 32/652), Hz. Osman döneminde siyasi görüşleri nedeniyle Medine'den bu bölgeye sürgün edilmiş ve burada vefat etmiştir. "İslam'ın dördüncüsü" (dördüncü müslüman) olarak anılan Hz. Ebû Zer'in kabri Rebeze'de, Medine-Mekke otoyolu kenarında bulunmaktadır.

Sahabe Kabirleri

Hz.Ebu Zer'in kabri ve Rebeze

Konum

Mekke, Suudi Arabistan

Harita

Tarihçe

Ebû Zer Cündeb b. Cünâde el-Gıfârî, İslam'a en erken girenlerden biridir; bazı rivayetlere göre Hz. Ebûbekir, Hz. Ömer ve Hz. Ali'den sonra dördüncü ya da beşinci müslümandır. Gıfâr kabilesinden olup cahiliye döneminde de puta tapmayan, Allah'ın varlığına inanan ve haksızlığa karşı duran bir karaktere sahipti. Nübüvvetin henüz başlarında, Hz. Ebûbekir'in yönlendirmesiyle Mekke'ye giderek Hz. Peygamber ile gizlice buluştu ve iman etti. Müslüman olduğunu Kâbe'de alenen ilan edince müşrikler tarafından dövüldü; Hz. Abbas onu kurtardı. Medine döneminde Resûlullah'ın yanında yer aldı; ancak farklı dönemlerde kabilesi arasında İslam'ı yaymak üzere gönderildi. Hz. Osman döneminde (644-656) Şam'da yaşarken vali Muâviye b. Ebû Süfyân ile birkaç kere sert tartışmaya girdi. Hz. Ebû Zer, "Allah'ın malı" dediği devlet hazinesini yöneticilerin kendi çıkarları için harcamasını şiddetle eleştiriyordu. Tevbe suresinin 34-35. ayetlerini defalarca okuyor, zenginlerin mallarını Allah yolunda harcamamasını büyük bir günah olarak ilân ediyordu. Bu tutumu Şam'da büyük yankı uyandırdı. Muâviye durumu Hz. Osman'a bildirdi; Hz. Osman Hz. Ebû Zer'i Medine'ye çağırttı. Medine'deki tartışmalı söylemleri de devam edince Hz. Osman onu Rebeze'ye sürgüne gönderdi. Hz. Ebû Zer Rebeze'de son derece yoksul bir hayat yaşadı; az sonra vefat etti. Ölüm döşeğindeyken yanında tek başına eşi ya da kızı bulunuyordu. Bir yolculuk kafilesi geçerken içlerinde Abdullah b. Mes'ûd da vardı; cenaze namazını o kıldırdı. Hz. Ebû Zer sürgün edilmesinden şikâyet etmez, aksine "Resûlullah bana bu böyle olacak dedi; ben bu habere sevindim" derdi. Hz. Ebû Zer, İslam tarihinde zühd ve adalet mücadelesinin simgesi olarak yerini almıştır. "Eğer dağlar kadar altın ve gümüşüm olsaydı, yetim veya yoksul birine borç olarak dahi bırakmaksızın, üç geceyi geçirmeden hepsini tasadduk ederdim" dediği rivayet edilmektedir. [Kaynak: Mustafa Fayda, "Ebû Zer el-Gıfârî", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-zer; Müslim, Sahîhu Müslim, "Fedâilü's-Sahâbe", 175.]

Önem ve Rivayetler

Hz. Peygamber Ebû Zer hakkında şöyle buyurdu: "Yeryüzünde İsa oğlu Meryem'den sonra Ebû Zer'den daha doğru sözlü birini ne gökyüzü gölgelemiş ne de yer taşımıştır." (Tirmizî, "Menâkıb", 36; İbn Mâce, "Mukaddime", 11) Hz. Peygamber Ebû Zer'e şöyle dedi: "Sen yalnız yaşayacaksın, yalnız öleceksin ve yalnız haşredileceksin." Rivayete göre bunun üzerine Ebû Zer şöyle karşılık verdi: "Bu haberi duyduğumda sevindim." (Müsned, V/155; İbn Sa'd, IV/226)