DiğerDiğer·Mekke

Babusselam (Beni Şeybe -Beni Haşim Kapısı-Beni Abdi Menâf Kapısı)

Mescid-i Haram'ın en önemli kapılarından biri olan Bâbüsselâm, Benî Şeybe, Benî Hâşim ve Benî Abdimenâf Kapısı adlarıyla da anılmaktadır. Halifeler ve sultanlar, Mescid-i Haram'a geleneksel olarak bu kapıdan girer; hacılar da tavafa başlamadan önce Benî Şeybe kapısı yönünde safa dizerdi.

Diğer

Babusselam (Beni Şeybe -Beni Haşim Kapısı-Beni Abdi Menâf Kapısı)

Konum

Mekke, Suudi Arabistan

Harita

Tarihçe

Bâbüsselâm (Selâm Kapısı), Mescid-i Haram'ın doğu cephesine açılan ve tarihsel önemi bakımından en seçkin kapılarından biri sayılan kapıdır. Bâbü Benî Şeybe, Bâb-ı Şeybe veya Benî Abdimenâf Kapısı adlarıyla da anılmaktadır. Kapı, adını Kâbe'nin anahtarlarını nesilden nesile koruyan Benî Şeybe ailesinden almaktadır. Bu aile, Mekke'nin fethinde Hz. Peygamber'in anahtarları iade ettiği Osman b. Talha'nın soyudur. Hac ve umre sezonlarında halifeler ile sultanlar bu kapıdan içeri girer; böylece kapı bir nevi 'hükümdar kapısı' mahiyeti kazanmıştır. Tarihsel süreçte kapının konumu ve yapısı farklılık göstermiştir. Erken dönemde Kâbe'nin hemen doğusunda, bugün Makâm-ı İbrâhim'in bulunduğu bölgede tek kemerli bir taktan oluşan 'Benî Şeybe Kapısı' olarak bilinen yapı yer almaktaydı. Tavaf alanının genişletilmesi amacıyla 1979 yılında bu tarihi kapı kaldırılmış; mermer kitabesi ve mimari unsurları Mekke Müzesi'nde muhafaza altına alınmıştır. Günümüzdeki Bâbüsselâm ise mescidin doğu duvarına açılan geniş bir kapı kompleksidir ve Osmanlı döneminde aldığı temel biçimi 16. yüzyılda Kanunî Sultan Süleyman zamanında şekillenmiştir. [Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Bâbüsselâm' maddesi, islamansiklopedisi.org.tr/babusselam; TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Şeybe (Benî Şeybe)' maddesi, islamansiklopedisi.org.tr/seybe-beni-seybe]

Önem ve Rivayetler

Hz. Peygamber (s.a.v.) Mekke'nin fethi günü Kâbe'nin anahtarını aldıktan sonra içeri girmiş; dışarı çıkınca anahtarı Osman b. Talha'ya iade ederek şöyle buyurmuştur: 'Al onu, ey Benî Talha! Bu emanet Kıyamet gününe kadar sizde kalacak.' (Hâkim, el-Müstedrek, III, 60; İbn Hişâm, es-Sîre, IV, 58) [Kaynak: Hâkim, el-Müstedrek, III, 60; İbn Hişâm, es-Sîretü'n-nebeviyye, IV, 58]