Sahabe KabirleriSahabe Kabri·Mekke

Abdülmuttalib b. Hâşim'in Kabri

Abdülmuttalib b. Hâşim'in Kabri (عبد المطلب بن هاشم), Mekke'de Cennetü'l-Muallâ kabristanlığında yer aldığı rivayet edilen ve Hz. Peygamber'in dedesi ile himayecisi Abdülmuttalib'in defnedildiği mekândır. Abdülmuttalib, Kureyş'in Hâşim kolunun lideri ve Zemzem kuyusunu yeniden keşfeden kişi olarak İslam öncesi Mekke tarihinin en önemli figürlerinden biridir.

Sahabe Kabirleri

Abdülmuttalib b. Hâşim'in Kabri

Konum

Mekke, Suudi Arabistan

Harita

Tarihçe

Abdülmuttalib b. Hâşim, Hz. Peygamber'in babasının babasıdır. Kureyş'in en saygın reislerinden biri olan Abdülmuttalib; liderlik, cömertlik ve adaletiyle hem Hicaz hem de Arap yarımadasında büyük bir şöhrete sahip olmuştur. Abdülmuttalib'in en meşhur olaylarından biri Zemzem kuyusunun yeniden kazılmasıdır: Bir rüya gördü ve bu rüya onu Mescid-i Harâm'daki belirli bir nokta belirleyerek kazmaya yöneltti. Uzun bir çalışmanın ardından çocukluk döneminden beri kurumuş ve unutulmuş olan Zemzem suyuna ulaştı. Bu keşif Mekke halkı için hem pratik hem de sembolik açıdan büyük bir olaydı. Fil Vak'ası (M. 570) yılı Abdülmuttalib için kritikti: Habeş Hristiyan valisi Ebrehe'nin kalabalık ordusuyla Kâbe'yi yıkmaya geldiği günlerde Abdülmuttalib Kâbe'nin kapısına yapışarak Allah'a dua etti. Tarih bu duayı "Allahım! Senin evini düşmandan koru; ben de mülkümü koruyabilirim" şeklinde nakletmektedir. Hz. Peygamber yaklaşık 8 yaşında iken (M. 578) Abdülmuttalib vefat etti. Yaklaşık 82 ya da 120 yaşlarında olduğu söylenmektedir. Cennetü'l-Muallâ kabristanlığında defnedilmiştir. [Kaynak: İsmail Yiğit, "Abdülmuttalib", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 1, s. 263-265. https://islamansiklopedisi.org.tr/abdulmuttalib; İbn Hişâm, es-Sîre, I, 145-162.; Ezrakî, Ahbâru Mekke, II, 46-61.]

Önem ve Rivayetler

Abdülmuttalib Zemzem kuyusunu kazmadan önce bir rüya gördü. Rüyada 'Kaz, tâbe' (kaz, güzel şeyi) denildi. 'Nereyi kazayım?' dedi. 'Kan ve pisliğin yanını' denildi. Sonunda Allah'ın inayetiyle Zemzem'in konumunu tespit etti ve kazarak suya kavuştu. (Ezrakî, Ahbâru Mekke, II, 46-57)