Dağ / VadiDağ / Vadi·Medine

Uhud dağı kadar altınım olsun istemem hadisi

Hz. Peygamber'in Medine'nin Harre mevkiinde Ebû Zer el-Gıfârî ile birlikte yürürken 'Uhud Dağı kadar altınım olsa üç günde hepsini dağıtırdım' buyurduğu ve dünya malına bağlanmamayı öğütlediği tarihi olayın geçtiği Medine mekânı.

Dağ / Vadi

Uhud dağı kadar altınım olsun istemem hadisi

Konum

Medine, Suudi Arabistan

Harita

Tarihçe

Hz. Peygamber ile Ebû Zer el-Gıfârî arasında geçen bu konuşma, Medine'nin Harre (volkanik kaya alanı) mevkiinde gerçekleşmiştir. Rivayete göre ikisi birlikte Uhud Dağı'nın göründüğü bir alanda yürürken Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Ey Ebû Zer! Şu Uhud Dağı kadar altınım olsaydı, onu sırf borç ödemek için dışında tuttuğum, üç günden fazla yanımda kalmaktan hoşlanmazdım." Sonra Hz. Peygamber şöyle ekledi: "Şöyle şöyle (hayır yollarına) harcamak için bir şeyler biriktirmek güzeldir; ama öyle bir biriktirme ki, hepsini bir anda Allah yolunda verebilmek..." Ardından Ebû Zer'e döndü: "Sen burada bekle, ben dönünceye kadar kimseyle konuşma." Bu hadis, İslâm'ın mal-mülk biriktiriciliğine yaklaşımını en özlü biçimde ortaya koyan rivayetlerden biridir. Hz. Peygamber, zenginliği kesin olarak yasaklamıyor; ancak mal biriktirme ve harcama dengesi konusunda son derece keskin bir bilinç uyarısı yapıyor. Özellikle "üç günden fazla altın biriktirmeme" ifadesi, İslâm ahlâkındaki zühd (dünyaya bağlanmama) ilkesinin somut bir dile getirilişidir. [Kaynak: Buhârî, Zekât 4, Rikāk 15; Müslim, Zekât 31; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ebû Zer el-Gıfârî" maddesi, islamansiklopedisi.org.tr/ebu-zer-el-gifari]

Önem ve Rivayetler

Ebû Zer el-Gıfârî (r.a.) şöyle dedi: "Hz. Peygamber ile birlikte Medine'de Harre mevkiinde yürüyorduk. Uhud Dağı göründü. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: 'Ey Ebû Zer!' 'Buyur ya Resûlallah' dedim. 'Şu dağ kadar altınım olsaydı, üçüncü geceye altın borç ödemek için bir dinar ayırmış olarak girmekten hoşlanmazdım.' Ben de: 'Ya iki dinar ayırırsan?' dedim. Hz. Peygamber parmaklarıyla işaret ederek: 'Şöyle, şöyle, şöyle (hayır için); ama çok değil' buyurdu." (Buhârî, Zekât 4; Müslim, Zekât 31) [Kaynak: Buhârî, el-Câmiu's-Sahîh, Zekât 4, Rikāk 15; Müslim, el-Câmiu's-Sahîh, Zekât 31]