Dağ / VadiDağ / Vadi·Mekke

Hz.Abdullah b. Cahş Batn-ı Nahle Vadisi Seriyesi (Hicretten 17 ay sonra Recep  - Ocak 624)

Batn-ı Nahle Seriyyesi, Hz. Peygamber'in hicretten 17 ay sonra (Receb 2 / Ocak 624) Abdullah b. Cahş komutasında gönderdiği ve İslam tarihinde ilk kez bir düşmanın öldürüldüğü, esir alındığı ve ganimet ele geçirildiği seriyyedir. Tâif-Mekke arasındaki Nahle vadisinde bir Kureyş kervanına düzenlenen bu baskın, Bedir Gazvesi'nin habercisi sayılmaktadır.

Dağ / Vadi

Hz.Abdullah b. Cahş Batn-ı Nahle Vadisi Seriyesi (Hicretten 17 ay sonra Recep  - Ocak 624)

Konum

Mekke, Suudi Arabistan

Harita

Tarihçe

Hz. Peygamber, Medine'ye hicretin ardından Kureyş'e karşı stratejik bir baskı oluşturmaya ve ticaret yolları üzerinde denetim kurmaya çalışıyordu. Hicretten 17 ay sonra, sütkardeşi ve halasının oğlu olan Abdullah b. Cahş el-Esedî'yi, muhacirlerden oluşan 7-8 kişilik bir birlikle Batn-ı Nahle mevkiine gönderdi. Seferin amaç ve güzergâhı son derece gizli tutulmuş; Abdullah'a kapalı bir mektup verilerek iki gün sonra açması emredilmiştir. Mektubun açılmasıyla birlikte görevin, Tâif-Mekke güzergâhı üzerindeki Nahle vadisinde bekleyerek güneydeki Kureyş kervanlarını gözetlemek ve haber getirmek olduğu anlaşılmıştır. Seriyye mensupları Nahle'ye ulaştıklarında Tâif'ten Mekke'ye dönen, İbnü'l-Hadramî'nin yönetimindeki küçük bir Kureyş kervanıyla karşılaştılar. Tarihin haram aylardan Recep ayının son gününe rastlaması, kervana saldırı konusunda ciddi bir tereddüt yarattı. Sahâbîler aralarında istişare etti: Bir gün sonra kervan Mekke haremine girecek ve yeni bir yasak başlayacaktı. Sonunda kervana müdahale kararı aldılar; kervanın sorumlusu Amr b. Hadramî öldürüldü, iki kişi esir alındı ve kervana el konuldu. Nevfel b. Abdullah ise kaçmayı başardı. Abdullah b. Cahş, ganimetin beşte birini henüz herhangi bir vahiy gelmemişken bizzat Hz. Peygamber için ayırdı; bu, daha sonra Enfâl suresinin 41. ayetiyle tescillenen uygulamanın ilk örneği oldu. Medine'ye dönüşte Hz. Peygamber, haram ayda savaş emri vermediğini belirterek ganimete dokunmadı ve sahâbîler büyük bir pişmanlık içine düştü. Durumu fırsat bilen müşrikler, Resûlullah aleyhine propaganda başlattılar. Bunun üzerine Bakara suresinin 217. ayeti nâzil olarak meselenin hükmünü ortaya koydu: Allah yolundan çevirme, Mescid-i Harâm'ı kapatma ve halkını sürgün etmenin, haram ayda savaşmaktan çok daha büyük bir suç olduğu bildirildi. Ardından gelen Bakara 218. ayeti ise iman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenlerin Allah'ın rahmetini umabileceğini müjdeledi. Bu seriyye İslam tarihinde birkaç açıdan önemli ilkleri barındırmaktadır: İlk defa bir düşman öldürülmüş, esir alınmış ve ganimet elde edilmiştir. Ayrıca ganimetin beşte birinin imamlığa/devlete ayrılması geleneği burada fiilen uygulanmıştır. Bedir Gazvesi'nden yaklaşık iki ay önce gerçekleşen bu seriyye, Mekkelilere Medine İslam devletinin askerî kabiliyetini hissettirmiş ve iki taraf arasındaki silahlı mücadele sürecini başlatan kıvılcım işlevi görmüştür. [Kaynak: Mustafa Fayda, "Batn-ı Nahle Seriyyesi", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/batn-i-nahle-seriyyesi; Vâkıdî, el-Meġāzî, I, 9-13.; İbn Hişâm, es-Sîre, II, 241-252.]

Önem ve Rivayetler

"Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, O'nu inkâr etmek, Mescid-i Harâm'ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır..." (el-Bakara, 2/217) "İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; işte bunlar Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (el-Bakara, 2/218)