EbûKubeys Dağı
Ebûkubeys (جبل أبي قبيس), Kâbe'nin yaklaşık 100 metre doğusunda yükselen, Mescid-i Harâm'a en yakın dağdır. Safâ tepesi de bu dağın eteğinde yer almakta, Dârülerkam ise yine bu dağın yamacında bulunmaktaydı. Çok sayıda önemli İslam tarihi olayıyla bağlantılı olan dağ, Câhiliye döneminde "el-Emîn" (güvenilir) adıyla anılmaktaydı.
EbûKubeys Dağı
EbûKubeys Dağı
Konum
Mekke, Suudi Arabistan
HaritaTarihçe
Ebûkubeys dağının adına dair kaynaklarda birkaç farklı rivayet bulunmaktadır. Ezrakī'nin aktardığı ve Mekkeliler arasında yaygın olan rivayete göre İyâd veya Mezhic kabilesinden Ebû Kubeys adlı bir kişi burada bina yapmaya teşebbüs ettiği için dağ bu adı almıştır. Başka bir rivayette ise Cürhüm kabilesinden Ebû Kubeys b. Şâmih'in bir olayın ardından buraya sığınmasıyla adın verildiği anlatılır. Dağın "el-Emîn" (güvenilir, emanetin koruyucusu) lakabını almasının nedeni ise Kur'an'da nakledilen şu inançla ilişkilidir: Nûh tufanından Hz. İbrâhim'in Kâbe'yi yeniden inşa ettiği döneme kadar geçen sürede, Hacerülesved'in bu dağa teslim edilip orada muhafaza edildiğine inanılmaktaydı. Hz. İbrâhim ile ilgili rivayetlerde de Ebûkubeys'in adı geçmektedir: İnsanları hacca davet emri verildiğinde Hz. İbrâhim'in bu dağa çıkarak seslendiği ve "Ey insanlar, haccı ifa edin!" diye nida ettiği rivayet edilmektedir. İslam'ın doğuşu döneminde bu dağın eteğinde İslam tarihinin en önemli mekânlarından biri olan Dârülerkam yer alıyordu; nübüvvetin ilk yıllarında İslam'ı gizlice tebliğ etmek için kullanılan bu ev, Erkam b. Ebü'l-Erkam el-Mahzûmî'ye aitti. Hz. Peygamber'in Tâif'ten üzgün dönerken bir meleğin, "Bu iki dağı (Ebûkubeys ve Kuaykıân) Mekkelilerin üzerine yıkmamı istersen onu da yaparım" deyişi ve Allah Resûlü'nün bunu reddetmesi, bu dağın İslam kaynaklarındaki en çarpıcı anlatımlarından biridir (Buhârî, "Bed'ü'l-Halk", 7). Kamer sûresindeki (54/1) ayın yarılması (inşikāku'l-kamer) mucizesine ilişkin rivayetlerde de Ebûkubeys yer almaktadır: İbn Abbas ve İbn Mes'ûd'dan gelen rivayetlere göre ayın bir parçası Ebûkubeys üzerinde, diğeri ise Kuaykıân üzerinde görünmüştür. Emevî döneminde Haccâc b. Yûsuf, Abdullah b. Zübeyr'i kuşatırken mancınıklardan birini bu dağa kurmuştu. İlk Senûsî zâviyesi 1837'de dağın üzerinde inşa edilmiştir. Dağın zirvesinde uzun yıllar varlığını sürdüren mescid, son olarak Hintli bir müslüman tarafından 1841'de yenilenmiştir. 1980'lerden itibaren ise Suudi idaresi tarafından tamamen istimlâk edilmiş; üzerine saraylar, altına da Harem'i Azîziye ve Mina'ya bağlayan tüneller inşa edilmiştir. [Kaynak: Nebi Bozkurt, Mustafa Sabri Küçükaşcı, "Mekke", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/mekke; Ezrakî, Ahbâru Mekke, I, 1-40.]
Önem ve Rivayetler
Hz. Peygamber Tâif'ten üzgün dönerken kendisine dağların meleği çıkarak şöyle dedi: "Allah senin kavmine ne söylediğini işitti. Ben dağların meleğiyim. Rabbin emrederse şu iki dağı onların üstüne kapatabilirim." Allah Resûlü şöyle buyurdu: "Hayır! Belki Allah onların soyundan yalnız Allah'a kulluk eden kimseler çıkarır." (Buhârî, "Bed'ü'l-Halk", 7; Müslim, "Cihâd ve's-Siyer", 111)
Keşfetmeye Devam Et
1.000+ tarihi mekânı
keşfet ve öğren.
