Tarihi Olay YerleriTarihi Olay Yeri·Medine

Bedir dönüşü esirler binekte sahabeler yürüyerek Medine'ye döndü

Bedir Gazvesi'nden (H. 2/M. 624) dönüşte Hz. Peygamber'in esir müşriklere bineğini vererek kendisinin yürüdüğüne dair olayın yaşandığı mekân. Bu hadise, Hz. Peygamber'in insanî muameleye ve merhametine dair en çarpıcı örneklerden birini oluşturmaktadır.

Tarihi Olay Yerleri

Bedir dönüşü esirler binekte sahabeler yürüyerek Medine'ye döndü

Konum

Medine, Suudi Arabistan

Harita

Tarihçe

Bedir Gazvesi, H. 2/M. 624 yılında müslümanlarla Kureyş ordusu arasında gerçekleşen ve İslâm tarihinin seyrini değiştiren kritik çarpışmadır. Müslümanlar bu savaştan hem zaferle hem de pek çok esirle döndüler. Esirlerin başında Kureyş'in ileri gelenleri yer alıyordu. Rivayetlere göre dönüş yolculuğunda Hz. Peygamber, sahâbîlerin eziyet etmemesi için esirlere iyi muamele yapılmasını emretmiş; hatta kendisi ve bazı sahâbîler esirler için devrini bineğini esirlere vererek yaya yürümüşlerdir. Bu bağlamda Resûlullah'ın azatlısı Şukrân'ın esirlerin başına çavuş olarak tayin edildiği de aktarılmaktadır. Hz. Peygamber ayrıca sahâbîlere esirler konusunda şu yönlendirmeyi yapmıştır: "Esirlere iyi davranın." Bu emir sonucunda pek çok Ensarlı, kendi yiyeceğinden esirlerine ikram etmiş ve onlara ekmek verirken kendileri hurmayla yetinmişlerdir. Bu tutum, İslâm'ın esir muamelesine getirdiği insanî standartların somut bir yansımasıdır. Bedir dönüşünde Hz. Peygamber'in esirlere gösterdiği bu muamele, dönemin Arap savaş anlayışını tamamen aşan ve insanlık tarihinin ilk esir hakları uygulamalarından biri olarak değerlendirilen önemli bir örnek niteliğindedir. [Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Bedir Gazvesi" maddesi, islamansiklopedisi.org.tr/bedir-gazvesi; İbn Hişâm, es-Sîre, II, 299; Vâkıdî, el-Megâzî, I, 122]

Önem ve Rivayetler

Hz. Peygamber (s.a.s.) Bedir esirlerine iyi muamele edilmesini emretti. Medine'deki Ensardan pek çoğu, kendi yiyeceğinden esirlerine ayırdı; kendileri hurmayla yetinirken esire ekmek verdi. (İbn Hişâm, es-Sîre, II, 299; Vâkıdî, el-Megâzî, I, 122) [Kaynak: İbn Hişâm, es-Sîretü'n-nebeviyye, II, 299; Vâkıdî, el-Megâzî, I, 122]